25 Ağustos 2017 Cuma

CİTTASLOW HAREKETİ VE SIĞACIK...

    Geçtiğimiz günlerde "Sakin Şehir" ünvanlı Seferihisar'ın sayfiye bölgesi Sığacık'a kısa bir ziyaret gerçekleştirdik. 2009 yılında İzmir'e bağlı Seferihisar'ın Cittaslow, yani Sakin Şehir seçildiği haberini okumuş ve görmek istemiştim. Kısmet bugüneymiş.
    Hazır bayram tatili de yaklaşıyorken ilgilenenler için Seferihisar-Sığacık gezimi anlatmaya başlamadan önce kısaca Cittaslow hareketinden bahsetmem gerekiyor. Cittaslow, küreselleşmenin herkesi aynılaştırmasına, hızın getirdiği mutsuzluğa karşı oluşturulan uluslararası bir hareket. İtalya merkezli bu hareket 1999 yılında kurulmuş ve belli kriterleri karşılayan yerleşim birimlerine Sakin Şehir ünvanı verilmeye başlanmış. Chianti ilk Cittaslow olurken, bizim ilkimiz Seferihisar olmuş. Organizasyona dahil 28 ülke var. Cittaslow kentlerinde yerellik destekleniyor, hayatın sakin akışı içerisinde herkesin birbirini tanımasına önem veriliyor, doğal enerji kullanımı şart koşuluyor. Kısacası Cittaslow ünvanlı kentlerde hayat sakince ve katkısız akıyor. İşte bu yüzden bu şehirlerin sembolü salyangoz:)
    Seferihisar'ı merkeziyle değil çevre köyleri ve Sığacık gibi sayfiye bölgesiyle bir bütün halinde bu hareketin parçası olarak görmek gerekiyor. İlk önce merkezi ziyaret ederseniz hayalkırıklığı yaşayacaksınız demektir. Asıl olay Sığacık'ta ve bağlı köylerde. Biz birkaç gün Sığacık'ta kaldık, ne yazık ki köyleri gezme imkanımız olmadı. Ancak bilhassa Bademler Köyü'nde aklım kaldı. Kendi tiyatrosu, kütüphanesi olan; Türkiye'nin en temiz köyü seçilen; Susuz Yaz filminin çekildiği  Bademler'i İzmir'e otomobille gittiğimiz bir başka zaman ziyaret etmek için aklıma yazdım. O zamana kadar gidenler benim için de gezerlerse mutlu olurum.

    Bu seyahat de annemle baş başa gezdiklerimizden biri oldu. Seferihisar'ı görmek istiyormuş, en sevdiği seyahat arkadaşı olarak beni seçtiği için, ikimiz için de uygun olup denk düşen bir zamanda, kendisinin sponsorluğunda aniden orada bulduk kendimizi:)
    Dönüş günümüzde birkaç saat Seferihisar merkezini gezmenin haricinde 3 gece Sığacık'ta kaldık. Az önce belirttiğim gibi Sığacık, Seferihisar'ın sayfiye bölgesi. Çevresi mavi bayraklı plajlarla bezeli, tipik Ege kasabasında olduğunu hatırlatan sokaklarıyla ve pazar günleri kurulan yerel pazarıyla meşhur, sakin ve sevimli bir tatil beldesi burası.
    Booking.com yurtiçi rezervasyona kapandığından beri otel, pansiyon vs. bulup yer ayırtmakta çok zorlanıyorum. Diğer sitelere alışamadım ve biraz da kızgınlığımdan elim gitmiyor onlara. Dolayısıyla Sığacık'ta konaklama konusunda internette ufak bir araştırma yaptım ve çok da didiklemeden birkaç yere telefon edip tarihi Kaleiçi bölgesinde Antik Butik Otel'de yer ayırttım. Eğer hafta sonu gidecekseniz kesinlikle önceden yerinizi ayırtmalısınız. Bizim orada olduğumuz cumartesi günü çok geç saatlere kadar kalacak yer arayanlarla karşılaştık.

    Kaleiçi, Sığacık'ta konaklamak için en keyifli bölgelerden biri. Küçük ve sevimli pansiyonlarda misafirlerin çok sıcak karşılandığına tanık oldum. Daha büyük otelleri 
ya da tatil köylerini tercih edenler ise civar plaj bölgelerine uzanacaklar.
    Bizim sokağımız sanırım Sığacık Kaleiçi'nin en fotojenik sokaklarından biriydi. Özellikle hafta sonu fotoğraf çekimi yapılan gelinlerden, nişanlılardan, sünnet çocuklarından geçilmiyordu.
    Aslında bütün sokaklar birbirinden güzeldi. Ticari ya da özel olsun, Sığacık Kaleiçi'nde bütün evler dikkat çekme konusunda birbiriyle yarışıyor gibiler. Bir akşam evinin duvarlarına renk renk çiçekler boyayan bir kadına rastlayıp sohbet ettik. Zamanında belediyenin renkli ahşap pencereler, kapılar gibi süslemeler konusunda yardımcı olduğunu, kiracısı olduğu kendi evinin o zaman bundan bir şekilde faydalanamadığı için çok sade durduğunu söyledi. Çareyi duvarlara çiçek yapmakta bulmuş.







    Onca ev içerisinde en dikkat çekeni aşağıdaki evdi sanırım. Sahibi hakkında ipuçları veren ayrıntılarla bezeliydi. Öncelikle Atatürk portreli bayrağıyla dikkati çekiyor ve gönül alıyordu. 

Sonra her bir köşesinde hayvansever bir evsahibinin varlığını işaret eden ayrıntılara rastlanıyordu. Zarif bir kuş evi vardı mesela. Çatısında leylek heykelleri, duvarlarda hayvanlarla ilgili güzel sözler ve daha bir sürü dekoratif öge. 
Bir de her saat pencereye çıkıp gelen geçeni izleyen pek havalı bir kedi.

     Sığacık antik çağlara kadar uzanan bir geçmişe sahip. Bir zamanlar Teos olarak anılan kent, M.Ö 1000 yıllarında 12 İyon kentinden biri olarak kurulmuş. İlerleyen satırlarda bahsedeceğim Antik Teos Kenti bugün ziyarete açık. Sığacık'ta Selçuklu ve Osmanlı izleri de belirgin. Sur içinde bugün yerli yabancı gezginleri keyifle ağırlayan güzelim evlerin sıralandığı Sığacık Kalesi, altyapısı Selçuklular zamanından olmak üzere 16.yy'da Kanuni Sultan Süleyman tarafından Rodos Seferi'ne hazırlık amacıyla, askeri nedenlerle yaptırılmış. 


    
    Tarihi kale, konserlere ve gösterilere de evsahipliği yapmakta. Bizim orada olduğumuz tarihlerde programda Fatih Erkoç, Levent Üzümcü gibi isimler yer alıyordu. Bir süre önce Ferhan Şensoy ve Ortaoyuncular Sığacık Kalesi'nin misafiri olmuşlardı. İlgilenenler için her sene yaz aylarında kamp ortamı içerisinde yazı ve sinema atölyeleri gerçekleştirildiğini de belirtmeliyim. Sanat dünyasının yetkin isimlerinin öğretici olduğu bu atölyeler senelerdir dikkatimi çekiyor. Gel gör ki katılmak mümkün olmadı. Biz hayal edip hayalimizi yollayalım evrene. Belki bir gün olur. 

    Tatilimizin cumartesiye denk düşen ilk günü çevreyi keşfetmekle geçti. Akşamında Teos Marina civarındaki balıkçılarda yedik yemeğimizi. Sığacık'ta balıkların tazeliğinden emin olabilirsiniz. Sıra sıra dizili lokantaların hemen yanıbaşındaki balık halinde her gün sabah 10.30'da taze taze getirilen balıkların satışı yapılıyor. Görmek izlemek mümkün. 
    Teos Marina'ya bu aşamada parantez açmak gerekiyor sanırım. Her turistik sayfiye yerinde olduğu gibi burada da tekne ve yatların durağı olan marinaya ayrı bir önem verilmiş. Sığacık'ın küçüklüğüne nazaran Teos Marina oldukça havalı. Mağazaların, kafe ve restoranların yer aldığı bu mekan özellikle akşam saatlerinde vakit geçirmek açısından keyifli. Civarında yer alan hediyelik eşya standlarını ziyaret etmek de aynı şekilde...

    Pazar günü Sığacık için oldukça özel. Çünkü Cittaslow hareketinin gereklerinden olan yerel pazar bugün kuruluyor. Sırf bu pazar için civar illerden gelenler ve tur gezginlerinin de katkılarıyla oldukça kalabalık bir ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor. Bahar ve kış aylarında daha da kalabalık olduğu söyleniyor. 
    Gezmesi keyifli bir pazar burası. Hele benim gibi ottan, bitkiden anlamayan biri için farklı şeyler görmek, Ege lezzetleri tatmak şahane bir deneyimdi. Burada her şey ev yapımı, el emeği. Enfes börekler, reçeller, zeytinyağlılar bir yana sırf giysi ve takılar için belli bir bütçe ayırıp gitmekte fayda olduğunu düşünüyorum:) Fotoğraflarım ortamı anlatmakta yetersiz, inanın bundan çok daha fazlası var Sığacık Pazarı'nda.

    Tatilimizin ikinci gününde yapmak istediklerimizden biri deniz sefasıydı ancak pazarda kendimizi kaybedip fazlaca dolaşınca vazgeçtik. Bir süre dinlendikten sonra akşam üzerine doğru Teos Antik Kenti'ne doğru yola koyulduk. Antik Kent Sığacık merkeze yakın ancak ulaşım yok. O yüzden taksi kullandık. Annemle zor olacağı için biz tercih etmedik fakat isteyenler yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle de ulaşabilirler. 
    Antik Çağ'da İzmir ve Aydın kıyılarında yer alan 12 İyon kentinden biri olan Teos, 
M.Ö 1000'li yılların başlarında kurulmuş. Bugün, şehrin koruyucu tanrısı Dionysos'a adanmış tapınağıyla dikkat çekmekte. Tarihte ilk aktörler birliğinin Teos'ta kurulmuş olması, tragedyayı esinleyen tanrı olan Dionysos'la bağlantılı olsa gerek. 
    Teos'u ziyaret edenler Bergama veya Efes gibi ayakta bir antik kent görmeyi bekliyorlar. Teos bugün onlar kadar görkemli değil belki ama zamanında ne kadar büyük bir kent olduğu belli. Kalıntıları izleyerek geçmiş zamanın hayalini kurmalı; asırlık zeytin ağaçlarının altında, kuş sesleri eşliğinde gezerek Dionysos gibi doğayla bütünleşmeli burada.
    
    Antik Çağ'dan günümüze hızlı bir geçişle tatilimizin üçüncü gününe uzanmak biraz tuhaf olacak ama neylersin ki memleketimiz toprakları geçmişle bugünü aynı anda yaşatacak güzellikte. O güzelliklerden biri de denizlerimiz. Artık denizle buluşmalı. 
    Seferihisar 13 adet Mavi Bayraklı plajla İzmir birincisiymiş. Bunların içinden 10 tanesinin halk plajı olması Türkiye birinciliğini getirmiş. Tatilimizin üçüncü gününde Akkum, Akarca, Ürkmez, Doğanbey gibi seçeneklerin arasından Sığacık merkeze en yakın olan Akkum Plajı'nda karar kıldık. Merkezden ulaşım minibüslerle mümkün. Yürüyüş ve taksi tercihleri yine mevcut.
    Akkum'da halk plajında şezlonglar ücretli fakat tercih etmek zorunda değilsin. Biz boş şezlong bulamadığımız için özel plaja yöneldik. Şezlong bulamayışımız akla aşırı kalabalık bir plaj getirmesin. Muhtemelen hafta sonu öyledir fakat o gün pazartesi olduğu için gayet makul bir kalabalık vardı. 
    Seferihisar'da istisnasız denizin çok soğuk olduğunu duymuştum. Nasıl gireceğim diye düşünürken sıcacık bir suyla karşılaştım. Dönemseldir muhtemelen ama yine de bir kez daha anladık ki kesin konuşmamak lazımmış. 
    Sığacık'taki son gecemizde methini fazlaca duyduğum Milos Balık'ta yedik yemeğimizi. Ege'ye özgü mezeleriyle ün yapmış, Yunan tavernaları tarzında, Ege'nin her iki yakasından müziklerin çınladığı, sıcak ve sevimli bir restoran burası. Balıklar, mezeler enfes. Boşuna tavsiye edilmemiş diyorum ve ben de tavsiye ediyorum:)
    Onlarca meze içerisinden seçim yapmak o kadar zor ki. Menüyle epey bir haşır neşir olup inceledikten sonra seçtiğimiz her şey çok lezzetliydi ancak fesleğenli mezgiti tek geçiyorum.

    Yemek demişken, sakin Şehir Sığacık'ta tahmin edersiniz ki Slow Food fikri egemen. Fast Food tarzının tersi bir akım bu. Yine yerellik ve sağlık ön planda. O yüzden burada hemen hemen tüm yiyeceklerden, restoran ve kafelerden memnun kalacaksınız. Sağlık ve lezzet bir yana dekorasyonlarıyla da keyif veren mekanlar oldukça fazla. Bu aşamada iki tavsiyede daha bulunmak istiyorum. İlki La'dude Art Cafe. Lezzetli menüsü ve sıcak ortamıyla dikkatimizi çekti. Otlu gözleme, enginar şiş, zeytinyağlı dolma vs. derken iki kere ziyarette bulunduk. Birinde kalabalık İtalyan guruba denk geldik. Cittaslow İtalya merkezli olduğu için sanırım, arada sırada İtalyan turistlere rastlanıyor. Bu şehirleri tek tek geziyorlardır muhtemelen. Hoş bir fikir.
    Bir de Fehu Konak Nitelikli Kahve Evi'ni tavsiye edeceğim. Farklı dekorasyonunu gördüğünüzde içeri girip bir fincan kahve içmek isteyeceksiniz zaten. 

   



    İşte bizim kısa Sığacık tatilimiz böyle geçti. İstanbul'a döneceğimiz gün uçuştan önce Seferihisar merkeze gidip Kent Belleği Anı Evi'ni ziyaret ettik.  Burası eski zamanların Zenşiye Güler Konağı. Bugün giriş katında Seferihisar'ın tarihine ait günlük kullanım eşyaları sergileniyor. İkinci kat ise Belediye'ye ait kadın dayanışma platformu olarak kullanılıyor. Kafeterya olarak düzenlenmiş bahçe ve terasında yerel yiyecekleri tatmak mümkün. 




    Şimdi gelelim ulaşıma. Blog yazılarında genellikle otomobille gidenlerle karşılaştığım için gitmeden önce bu şekilde pek bir bilgi edinemedim. Sora sora buluruz mantığıyla hareket ettik. Benim yazımı okuyup hava yoluyla gideceklere yardımcı olmak isterim. Seferihisar ve İzmir Adnan Menderes Havalimanı arası 55.km. Yani aslında bir seferde gidilecekse 1 saat bile sürmeyecek olan bir yol. Ancak toplu taşımacılığı tercih edecekseniz, havalimanından direkt ulaşım olmadığı için indi bindi derken ortalama 2.5 saatlik bir süre bekliyor sizi. Havalimanından çıkınca sola dönüp ESHOT durağına gidecek ve saatleri belli olan Üçkuyular otobüsüne bineceksiniz. Şoföre Üçkuyular'dan sonra Seferihisar'a gideceğinizi söyleyeceksiniz. O da size Üçkuyular'daki ESHOT durağını ya da Seferihisar'a giden minibüsleri gösterecek. Üçkuyular-Seferihisar arası otobüsü hiç beklemeyin. Çünkü çok beklersiniz. En iyisi minibüs. Sallana sallana gidiyor ama hiç olmazsa sık sık kalkıyor. Seferihisar'a geldikten sonra Sığacık veya nereye devam edecekseniz onun minibüslerine bineceksiniz. Seferihisar-Sığacık arası mesafe kısa. Taksiyi de tercih edebilirsiniz. Ulaşım uzun sürüyor ama gittiğine değiyor. 
   Sığacık'ı çok sevdik. Annem yerleşme hayalleri kurmaya başladı:) Bu hayali kuranlar ve hatta gerçekleştirenler çok olsa gerek beldede inşaat faaliyetleri çok fazla. Ev fiyatlarının son yıllarda arttığı söyleniyor. Bu dikkatimi çeken bir ayrıntıydı. Cittaslow olabilmek için belli bir nüfusu aşmamak gerektiği için ileride durum tehlikeye girer mi bilmem. Şu an yapılaşma fazla göz yoran bir seviyede değil ama umarım daha da artmaz, umarım Sığacık yerelliğini kaybetmez. 
    Seferihisar'ın ilk Cittaslow kentimiz olduğunu söylemiştim. Ardından devamı geldi tabii. Diğer Sakin Şehirlerimiz Perşembe, Akyaka, Halfeti, Şavşat, Taraklı, Gökçeada, Yenipazar, Yalvaç, Uzundere,Eğirdir, Vize, Gerze ve Göynük. Gördüğüm var görmediğim var. Umarım tek tek gezmek nasip olur. Bak yine dileyip yolladım evrene:)









24 yorum:

  1. Yıllar yıllar önce gitmiltim oralara, bahçeler arasından geçtiğimizi hatırlıyorum bir tek. Çok hoşuma gitmişti. Şimdi bambaşka olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sakin Şehir seçilince imar faaliyetlerine geçilmiş olsa gerek.Bahsettiğin halini de görmek isterdim Handan.

      Sil
  2. Çok güzelmiş. Şimdi orada olmak vardı:)

    YanıtlaSil
  3. Benimde görmek istediğim yerler arasında.Umarım milletçe adı ünlenen diğer yerlerimiz gibi kalabalıklaştırıp,çirkinleştirmeyiz.Fotoğraflarda adı gibi sakin, nezih görülüyor,özellikle pazarını merak ediyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı dileklere katılıyorum Mehtap. En müsait zamanda gezip görmen dileğiyle...

      Sil
  4. Ne güzel yazmışsın. Fotoğraflar da harika. İçimde bir an önce gidip görme isteği uyandırdın. Zaten Ege konusunda çok eksiğim ya, daha Çeşme-Alaçatı gibi Ege 101 duraklarını görmediğim gibi bizimkilerin Eski Foça'daki yazlığını bile ziyaret etmedim. Yazın Kaş'tan ayrılamama konusunda bir dünya markasıyım! ;P Ama böyle yerlerin tadı damağında kalması güzel de buralardan İstanbul'a dönüş korkunç gelmiyor mu sana da? Hatta her dönüşte İstanbul'dan taşınma planları yapıyorum diyebilirim. ;) Neyse, İstanbul içinde uzaklara kaçmak da bir fikir olabilir belki, alternatif yollar düşünmeye devam. ;) Anne-kız tatillerinizin devamını diliyor, merakla sıradaki durağı bekliyorum Sezercim. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dönüş gerçekten zor oluyor İmge:) Bizde de Ege veya Akdeniz kıyılarına yerleşme fikri var ama bakalım, kısmet.
      Alaçatı ve Çeşme'ye ben de gitmedim:) Gitsem muhakkak beğenirim fakat fazlasıyla popüler yerler benim listemde gerilere düşüyor. Kaş'tan ayrılmamak konusunda haklısın bu arada. Kaş sevilmez mi? Instagram fotoğraflarını takipteyim:) Ha bir de Foça'ya gitmemene şaşırdım. İlk fırsatta istediğim yerlerden olur kendisi.
      Çok teşekkür ediyorum İmge. Benden de sevgiler,öpücükler.

      Sil
  5. Ben de henüz görmedim. Çok da istiyorum. Fırsat olmadı. Görseller harika. Gördüğüm her Sığacık görseli harika zaten :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sığacık görsellerinin şahaneliği konusunda haklısınız. İster istemez iyi oluyorlar.
      Umarım ilk müsait zamanda gezer görürsünüz. Sevgiler...

      Sil
  6. Ege'de pek çok yere gittik ama Sığacık'a gitmemiştik sayende bir hayli bilgi edindim, güzel fotoğraflarınla gezindim...ve aklımın bir köşesine yazdım. Emeğine sağlık Sezer'cim. Tatlı tatlı yazmışsın..keyif aldım okurken. Güzel bir haftasonu dilerim. Sevgili annenle ve sevdiklerinle nice güzel gezmeleriniz olsun. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keyif almana sevindim Esincim. Ege bu, gezdikçe çoğalıyor. Bitmiyor ki?:)

      Sil
  7. Çok güzelmiş, sokaklara, çiçeklere, Atatürk rölyefine, plaklı süslemelere bayıldım, annen yerleşme planı yapmakta haksız değil, ben de istedim. Çok teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim Müjde, sevgiler...

      Sil
  8. Seferihisar'a çok yıllar önce gitmiştim hiçbir şey hatırlamıyorum ama Sığacık görmek istediğim yerlerden biri oldu hemen , bunda emeğinizin payı büyük , gezi yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah çok teşekkür ederim. Gezerken maksimum keyfi almaya çalışıyorum ve bu da yazılara yansıyor. Bu sefer "ya benden sonra giden, benim anlattığımı okuyup deneyimlemek isteyen benim kadar memnun kalmazsa" diye kendi kendime geriliyorum:)
      Sığacık'a tekrar gidin bence ve yıllar sonra nasıl bir fark oluşmuş bizleri haberdar edin. Ben de bunu merak ediyorum, zira bu benim ilk ziyaretimdi.
      Çok teşekkürler, sevgiler Eylem...

      Sil
  9. Birinin sponsorluğunda geziler daha güzel oluyor. :D Dediğiniz gibi hızlı bir inşaatlaşma var.
    İnşallah özelliğini korumaya devam eder. Bayramınız kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimkiler eşim ve annem işte:) Sağolsunlar:)
      Sizin de bayramınız kutlu olsun Bahçe Perim. Sevgiler...

      Sil
  10. Nasıl bir huzur var satırlarda, fotoğraflarda..

    Mutlu Bayramlar Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkürler Tülin Hanım. Öptüm sizi.

      Sil
  11. Ayrıntılı bir yazı olmuş kalemize sağlık :)

    YanıtlaSil

Yorumu olan?